KadıköyŞifa TwitterKadıköyŞifa FacebookSanal Tur4442574KadıköyŞifa Fizik Tedavi LaboratuvarlarıKadıköyŞifa Ataşehir Hastanesi


Doğum Korkusu Değil, Doğum Mutluluğu..

KadıköyŞifa Sağlık Grubu Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr Birgül Karakoç diyor ki; Evet, kadınlar binlerce yıldır doğurmaktadır ama bu sizin doğumunuzdur ve bugüne kadar yaşayacağınız en önemli olaydır. Hastanede bebeği kucağınıza aldığınız sürece kadar endişeler bitmez… Peki, ama sizi en çok korkutan nedir? Bu korkuya sebep olan özel nedenler acaba nelerdir?

Büyük gün gitgide yaklaşmaktadır. Belki de yıllardır hayalinizde canlandırdığınız, size benzeyen tatlı, güzel kızınız ya da babasına benzeyen yakışıklı, cesur oğlunuz yakında kucağınızda olacaktır, ama bu bebek dünyaya ne şekilde merhaba demelidir? Minik bebeğinizin sağlığını tehlikeye atmayacak, size de fazla acı ve sıkıntı yaşatmayacak en uygun doğum yöntemi hangisidir? Şimdiye kadar onlarca acılı-acısız hikaye dinlemiş, bir o kadar da yazı okumuşsunuzdur. Kafanız o kadar karışmıştır ki! Bu karmaşaya bebeği karıştırmadan çözümlemek isteriz. Evet, kadınlar binlerce yıldır doğurmaktadır ama bu sizin doğumunuzdur ve bugüne kadar yaşayacağınız en önemli olaydır. Hastanede bebeği kucağınıza aldığınız sürece kadar endişeler bitmez.

Peki ama sizi en çok korkutan nedir, bu korkuya sebep olan özel nedenler acaba nelerdir?

Hamilelik ve doğumla ilgili korkular kadınların %90’nında bulunmaktadır. Eğitim düzeyi yüksek olan anne adayları da bu konuda korkular yaşayabilmektedir. İster avukat anne adayı olsun, ister ev hanımı anne adayı olsun bu duyguyu yüksek oranda çoğu kadın yaşamaktadır.  Açıkçası bizler hekim olarak bir anne adayının bu konuda hiçbir sıkıntısı yoksa daha çok endişeleniriz. Ancak bu korkular gereğinden fazla abartılıyor ve anlamsız boyutlara ulaşıyorsa buna sebep olan faktörleri araştırmak gereklidir.

İlk gençliğimizden itibaren, akrabalarımızın ve komşu teyzelerin travmatik, skandal olabilecek doğum hikayeleriyle yoğruluruz. Günlerce çekilen sancılar, iç dikişler, dış dikişler, sonrasında yaşanan sıkıntılar, televizyon ekranlarına yansıyan hastanede skandal yaratan korkunç doğum sahneleri, ortalık kan revan, kadının sanki bedeni parçalanıyor, büyük bir kısmında da ölüyor zaten. Ve geceleri uykunuzu kaçıran kabuslar! Sonrasında "Aaaa, ne gerek var ameliyata, normal doğur! "Bu işte bir terslik var. Normal doğum denen vajinal doğumun çoğumuzun kafasında yer etmiş bu felaket skandal görüntülerine alternatif olan sezaryen operasyonu ise başka korkuları beraberinde getirmektedir; “Ya bayılıp tekrar ayılamazsam?, ya ihmal edilen bir durum yaşarsam, bu ihmaller zincirinde bebeğime kavuşamazsam”, “Sonuçta bu bir ameliyat ve her ameliyatın riskleri vardır!", “Kontrolü tamamen kaybedeceğim ve bebeğimi herkesten sonra ben göreceğim!, ya bebeğim karışırsa” gibi. Öte yandan kimi kadınlar doğal yol olduğu için vajinal doğumu, kimileri ise bebeklerinin doğum gününü özel bir güne denk getirmek için sezaryen operasyonunu tercih edebilmektedirler.

Aslında insan bilmediği şeyden korkar. Bu nedenle korkuyla başa çıkmada ilk adım yeterli bilgi edinme olmalıdır. Bilgiyi doğru kaynaktan almak kadar bilginin veriliş tarzı da önemlidir. Vajinal doğumla ilgili en çok yaşanan korku ve endişeler, öncelikle doğum esnasında çekilecek ağrının şiddetine dayanamama korkusu, yabancı bir ortamda yalnız ve çaresiz kalma, bebeğin başına kötü bir şey gelme riski, doktora ya da hastaneye ulaşamama ve doğum sonrası cinsel hayatın olumsuz etkilenme olasılığı sayılabilir. Sezaryenle ilgili korkular ise, anestezi korkusu, bilinci kaybettikten sonra kontrolün tamamiyle başkalarının elinde olması, ameliyat esnasında ve de sonrasındaki ağrılar, operasyon sonrası iyileşme döneminin uzun olması şeklinde çerçevelenebilir. En önemli nokta kişinin doktoruyla bu korkularını paylaşabilmesi ve doktorunun hastasını özenle dinleyip onu endişeleri konusunda aydınlatabilmesidir. Hastanede bebeğinizi rahat doğurmanıza yardımcı olacak kurslar düzenlenmektedir. Doğum öncesi kursların da bu konudaki faydaları yadsınamaz. Bu kurslarda hamile kadınların duygu ve endişelerini dile getirip paylaşabilmeleri, doğum eylemi hakkında bilgilenme ve nefes alma ve gevşeme egzersizleri gibi yöntemlerle doğuma katılma ve kolaylaştırma konusunda yardımcı olunur. Bu kurslarla isteğe bağlı sezaryenlerde %50 azalma olduğu belirtilmektedir.

Şüphesiz ki ne şekilde doğum yapmış olursa olsun, her kadın doğum sırasında bir miktar ağrı çekecektir. Kimse doğumun kolay olacağını yüzde yüz garanti edemez yine de epidural anestezi gibi modern yöntemlerle günümüzde özellikle ağrıyla başa çıkma konusunda annelere oldukça yardımcı olunabilmektedir. Bu yöntemle anne doğumda bebeğinin dünyaya gelişinin her anını yaşayarak doğumuna aktif olarak katılabilmekte ve daha az ağrı çektiği için daha az yorulup, doğum sonrası da daha çabuk toparlanabilmektedir.

Ağrının anlamı kültürden kültüre değişir, sosyal ve duygusal boyutları vardır. Ağrı çekmek anneliğe geçişin ilk kuralı gibi görülür. Ama her kadın bu ağrıyı aynı düzeyde yaşamaz. Öncelikle her insanın “ağrı eşiği” dediğimiz fizyolojik bir ağrıya dayanabilme sınırı vardır. Bu kimi insanda yüksek, kimi insanda düşüktür. Bunun yanında doğum ağrısının bir de psikolojik boyutu vardır ve bu birçok konuyla alakalıdır. Kadınlık kimliği ile ilgili çatışmalar, karı-koca ilişkileri, gebeliğin isteğe bağlı olup olmadığı, travmatize edici eski tecrübeler hatta anne adayının kendi annesiyle olan ilişkileri bile bu duyguyu etkilemektedir. Her kadının doğumuyla ilgili bir cesaret hikayesi vardır ancak abartılı hikayelerin çoğunun altında kadının kendini önemli bir noktaya çıkarma ve dikkati üzerinde toplama ihtiyacı görülür.

Özetlemek gerekirse doğum korkusuyla başa çıkmada ilk adım anne adayının kendisini en çok endişelendiren konuyu iyi bilmesi, bunu doktoruyla ya da doğum öncesi kurslara katılarak çözmeye çabalaması, çabalar yetersiz kaldığında bireysel bir psikolojik destek alması olmalıdır. Doğuma eşin katılımı özellikle yabancı bir ortamda (doğumhane) yalnız kalma korkusuna yardımcı olmaktadır. Bunun yanında doğum personelinin doğum sırasındaki pozitif ve destekleyici tutumları, anneyi doğum süresince bilgilendirmek ve bir sonraki aşamanın ne olduğunu anlatıp doğuma onun da katılımını sağlamak annenin kontrol duygusunu güçlendirecek ve korkusunu azaltacaktır. Korku azaldığında ağrı kesici ihtiyacı da azalmakta ve doğum süresi kısalmaktadır.

Annelik kimliğinin yerleşmesinde doğum tecrübelerinin yeri büyüktür. Doktor ve ebelerle işbirliği içerisinde, ağrıya ya da paniğe yenik düşüp kontrolü kaybetmeksizin gerçekleşen başarılı bir doğum sonrasında kadının kendine güven duygusu artar, bu beraberinde annelik yetenekleri konusundaki özgüvenini de arttıracaktır.

Ne şekilde doğum yapmış, ne kadar acı çekmiş olursanız olun, aklınızda kalacak tek şey doğumdan sonra hastanede bebeğinizi kucağınıza aldığınız andaki heyecan ve mutluluğunuz olacaktır.

Opr. Dr. Birgül Karakoç