Kilolu & Zayıf Çocuk

Kilolu çocuk mu sağlıklıdır, yoksa zayıf çocuk mu?

Öncelikle “Şişmanlık” ve “Zayıflık” terimlerini tanımlamak gerekiyor. Her çocuğun yaşına uygun ve özellikle boyuna uygun gerekli kilodan, belli oranda daha az olmasına ´zayıflık´, daha fazla olmasına ´şişmanlık´ denir. Bu durumlar kendi içinde sınırda, tam ve aşırı olarak sınıflandırılır.

Şişmanlık vücutta yağ dokusunun orantısız artmasıdır. Yağ dokusu miktarı yağ hücrelerinin sayısına bağlıdır. Süt çocukluğu döneminde başlayan şişmanlıkta bu hücrelerin sayısı artmaktadır ve erişkinlik dönemi için potansiyel şişman birey olma riski taşır. Şişman kişilerin ağırlığın azaldığı dönemde bu hücre sayıları azalmaz, sadece hacimlerinde küçülme olur.

Şişmanlık hipertansiyon, kalp - damar hastalıkları, Tip 2 diyabet, eklem hastalıkları için zemin hazırlamaktadır. Bu hastalıklar erişkinlikte olduğu gibi çocukluk döneminde de kilolu olanlarda daha sık görülmektedir.

Yetersiz beslenen çocuklar vücudun yapıtaşları için ve savunma sistemini aktifleştiren maddeleri daha az aldıkları için enfeksiyon hastalıklarına daha yatkındırlar. Görüldüğü gibi, her iki tip beslenme problemi de kendine has sağlık sorunlarını beraberinde getirmektedir.

Ailelerin çocuklarını kilolu veya zayıf olma kanısı, sosyo - kültürel beğenilere göre değişmektedir. Aileler genelde kilolu olduğu düşünülen çocukların sıklıkla ileride de kilolu olacağı, zayıf olarak düşünülen çocukların ise  büyüyemediği ve sık hasta olacağından kaygılıdırlar.

Çocukluk döneminde yeterli kilo alımı büyümenin ilk göstergesidir. Uzun dönem yetersiz beslenen çocukta boy uzaması da etkilenir ve büyüme geriliğinden bahsedilir.

Yetersiz beslenme ile, beyin gelişimi için gerekli olan gıdaların da az alınmasına bağlı olarak zeka ve öğrenme becerileri de gerilemektedir.

Sağlıklı yeni doğanların vücut ağırlığının % 14’ü yağ dokusudur. Bu oran süt çocukluğu döneminde iki kat artar, daha sonraki yıllarda artış oranı azalır. Yetersiz beslenme ile daha az, fazla beslenmeyle aşırı yağ hücre yapımı oluşmaktadır, dolayısıyla ileriki yaşların kilo durumu da az çok bu yaşlarda belli olur.

Aşırı şişmanlık ve zayıflık durumları hastalık olarak kabul edilip, düzenli ve doktor denetiminde kontrol altına alınmalıdır.

Zayıf çocukların takibinde, beslenmesini veya yemesine rağmen kilo alamıyorsa, engelleyen organik bir nedenin varlığı araştırılmalıdır. Çocuğun yemek yemesi ailelerin hayatlarının en önemli sorunu olmaktan çıkmalıdır. Yemeğin hazırlık sürecinde, çocukla birlikte alışverişten başlayıp hazırlamasına kadar birlikte hareket edilmesi çoğu zaman olumlu etki edebilmektedir. Az az, daha sık ve çeşitli besinler sunulmalı, aile birlikte yemek yemeye özen gösterilmelidir.

Çocukların yaşlarına göre kilo alımları değişmekle birlikte, kilo alımı ilk 6 ay en hızlı şekilde, daha sonraki yıllarda azalarak devam etmektedir. Ergenlik döneminde büyümenin hızlanmasıyla kilo alım hızı da artar. Bir yaştan sonra yıllık 2 - 2,5 kilo alımı yeterlidir.

Ailelerin,  çocuklarına beslenme programı hazırlarken, bütün  besin gruplarını göz önünde tutmaları gerekir. Tek yönlü beslenme (protein veya karbonhidrat ağırlıklı) olması her zaman sakıncalıdır. Çocuklar büyümekte olduklarından daha fazla kalsiyum içeren süt ürünleri mutlaka alınmalıdır, günlük 2 bardak kadar süt, 1 - 2 yemek kaşığı yoğurt ve 1 - 2 dilim peynir bu ihtiyacı karşılar.

Protein içeren et grubundan en az bir öğün alınmalıdır. Proteinleri vücutta kullanılır hale getirmek için beslenmede mutlaka karbonhidrat bulunmalı, her öğün tüketilen 1 dilim ekmek ve özellikle sebzeler doğru kaynaklardır. Yeterli vitaminleri almaları için 1 - 2 porsiyon meyve her gün alınmalıdır.  Abur - cubur dediğimiz hazır gıdalar, cipsler beslenmeyi engellediği gibi aşırı kilo alımına ve alerjik hastalıklara davetiye çıkarır.