Bebeklerde D Vitamini Eksikliği

Bebeğin ilk yaşı özellikle fiziksel gelişimi açısından çok önemlidir. Bu açıdan anne sütünün önemi sürekli vurgulanır. Ancak bebeklerin gelişimi için anne sütünün D VİTAMİNİ içeriği yeterli değildir. Bebeğin takviye olarak alması gereken tek vitamin D vitaminidir.

D vitaminin vücuttaki fonksiyonları; ince bağırsaklardan Ca ve P emilimini düzenleyerek kemik büyümesi, sertleşmesi ve tamiri üzerinde etkili olur, böbrek hastalıklarında düşük kan Ca seviyesini düzenlemek, bebekler ve çocuklarda kemik ve dişlerin normal gelişme ve büyümesini sağlamaktır. Raşitizmi önler, Ca’la birlikte kemik gelişimini kontrol eder. Hücrelerin büyümesinde ve kas ile sinir sistemlerinin düzenli işlevinde önemli rol oynar. Yüksek tansiyonu düşürür. Son yıllardaki araştırmalar D vitaminin kalın bağırsak, kemik, deri, meme kanserinden koruyucu etkisi olduğu ve vereme karşı bağışıklığı artırdığı ortaya çıkarmıştır. Amerika’da yapılan 2 araştırma özellikle kalın bağırsak kanser riskini  %66, meme kanseri riskini %50 azalttığı belirlenmiştir. Ülkemiz güneşten bolca yararlanma olanağı sunan bir coğrafyaya sahip olmasına rağmen, ne yazık ki D vitamini yetersizliği günümüzde halen bebekleri olduğu kadar gebe kadınları ve ergenlik çağındaki gençleri etkileyen önemli, ciddi bir sağlık sorunudur.

Bu yüzden Sağlık Bakanlığı 2004yılında başlattığı ´´Demir Gibi Türkiye´´ kampanyasına 2005´de ´´Bebeklerde D vitamini yetersizliğinin önlenmesi ve kemik sağlığının korunması´´  programını da ekledi. 2010 yılına kadar sürecek ´´D vitamini ile gülümseyen gelecek´´ projesi çerçevesinde her yıl 1 milyon tane D vitamini şurubu dağıtılacaktır.

D vitamini yağda eriyen vitaminlerden biridir. Daha çok iki şekilde bulunur. Bunlardan biri aktif ergosterol, kalsiferol ve D2 vitamini olarak bilinen ergokalsiferol, ışınlanmış mayalarda bulunur. Aktif 7 dehidrokolesterol ve D3 vitamini olarak bilinen kolekalsiferol ise insan derisinde güneş ışığı ile temas sonucu meydana gelir ve daha çok balık yağında ve yumurta sarısında bulunur. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır. Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara neden olabilir.

Kemiklerin ve özellikle dişlerin güçlenmesi için D vitamini son derece önemlidir. Doğadaki tek ultraviyole kaynağı güneştir.

Anne sütündeki D vitamini daha kolay emilmesine rağmen miktarı (anne sütünde D vitamini 12-60 iü) bebeğin günlük D vitamini ihtiyacı olan 400 iü´yi karşılamamaktadır.

Özellikle D vitamini eksikliği bulunan anneler ile çocukların takviyeye ihtiyacı vardır. Fetüsün D vitamini ihtiyacı  annenin depolarından karşılanır. Fetüs doğumdan sonra kendisini bir süre idare edebilecek kadar D vitaminini de çeşitli dokularında depolar. Eğer annede D vitamini depoları yeterli değilse bebek ya D vitamini eksik olarak ya da yetersiz D vitamini depolamış olarak doğar. Bu durumda doğumdan sonra yeterli D vitamini alınmaz ve yeterince güneş ışığına maruz kalınmazsa D vitamini eksikliğine bağlı raşitizmin oluşma riskini artırır.

Vitamin D alımına dikkat edilmesi gereken diğer durumlar şunlardır;

— Güneş ışığı bakımından yetersiz bölgelerde yaşayan çocuklar,
— Yetersiz gıda alan ve fazla kalori yakan kişiler,
— 55 yaşın üzerindekiler ve özellikle menopoz sonrası kadınlar,
— Emziren anneler,
— Hamile kadınlar,
— Alkol ve uyuşturucu kullananlar,
— Kronik hastalığı olanlar,
— Uzun süredir stres altında olanlar,
— Yakın geçmişte ameliyat geçirmiş olanlar.

D vitaminin başlıca kaynağı güneş ışınlarıdır. Güneşlenme günlük gereksinimin %80´ini karşılar, en çok yağlı balıklar, karaciğer, yumurta sarısı, peynir, tereyağı, süt ve mantarda bulunur. Güneş ışınlarının dik gelmediği saatlerde kol, bacak ve yüzün günde yaklaşık 15 dakika güneşlendirilmesi günlük D vitaminini sağlamaktadır. Ancak camın UV ışınlarını geçirmediği unutulmamalıdır.

Çocuğun  D vitaminini yeterli almadığı durumlarda raşitizm denilen D vitamini eksikliği bulguları ortaya çıkar. Raşitizm büyüyen kemiğin yetersiz mineralizasyonu nedeniyle gelişen kemik hastalığıdır. Kemik büyümesinin tamamlanmasından sonra gelişen mineralizasyon kusuruna ise “osteomalazi” denilir. Kemik mineralizasyonunu sağlayan başlıca mineraller CQ ve P´dır. Bu minerallerin vücut sıvılarında ve dokularında yeterli miktarda bulunmasını D vitamini sağlar. D vitamini önce karaciğerde, daha sonra böbrekte işleme tabi tutulup, aktif hale geldikten sonra etki gösterir.

Raşitizm daha ziyade gelişmekte olan ülkelerin hastalığıdır. Özellikle sütle beslenen, esmer tenli süt çocuklarında ve hızlı büyüme dönemlerinde D vitamini eksikliği gelişir. Prematüre bebeklerde de eksik depo ile doğdukları ve hızlı büyüdükleri için erken dönemde D vitamini eksikliği görülür. Doğumsal raşitizm ise güneşten yeterince yararlanamayan ve yetersiz beslenen annelerin bebeklerinde görülür. Yetersiz alım dışında D vitamininin aktifleşmesini bozan karaciğer ve böbrek hastalıklarında, bağırsak emiliminin bozuk olduğu hastalıklarda veya bazı antikonvülsan ilaçların kullanılması durumlarında da raşitizm gelişebilir.

Raşitizm en sık 3 ay - 2 yaş arasında görülür. Süt çocukluğu döneminde kafa kemiklerinde yumuşama, bıngıldakta genişlik, kaburgalarda kıkırdak birleşme yerinde tespih tanesi şeklinde oluşumlar, göğüs kafesinde çöküklük, el ve ayak bileklerinde genişleme olur. Diş çıkmasında gecikme, geç oturma, geç yürüme söz konusudur. Kaslarda hipotoni olması nedeniyle karın şiş ve yanlara doğru yaygındır (kurbağa karnı). Terleme ve solunum yolu enfeksiyonlarına yatkınlık vardır. Baş gövdeye göre büyük olup, yatma yönünde düzleşme gösterir. Yürümeye başladığında çocukta parantez bacak gelişir. Ağır olgularda kanda kalsiyum düşüklüğüne bağlı kasılmalar meydana gelir. Tedavi için D vitamini takviyesi yapılır. D vitamini günlük veya tek depo doz şeklinde verilebilir. Beraberinde kalsiyum desteği de eklenmelidir. Vitamin dozu, doktor tarafından belirlenmelidir. Süt çocukluğu döneminde günde 400 ünite en az 1 yıl verilmelidir.

D vitamini doktor önerisi dışında yüksek doz alınırsa D vit intoksikasyonu oluşur. D vit intoksikasyenma bağlı bulgular kanda Ca yüksek verilere bağlı olarak ortaya çıkar. Ca´nın bağırsaklarda fazla emzimine bağlıdır. Ca´nın sinirler, kalp, kaslar, sindirim sistemi ve böbrekler üzerinde etkileri vardır. İntoksikasyonda yorgunluk, bulantı, kusma, iştahsızlık, kabızlık, karın ağrısı, ülser, aşırı susuzluk, kaslarda ileri derecede kuvvetsizlik, bilinç bulanıklığı, hipotoni, hipertansiyon, böbrek yetmezliği, kalp ritminde bozulmaya kadar gidebilen bulgular olabilir.