Cildiniz Sonbahar Yaprağına Benzemesin (Sonbahar Sizi Soldurmasın)...
Sonbaharın tüm güzelliğiyle kendini hissettirdiği bu ilk günlerinde değişen hava şartları kışa hazırlanmamız konusunda da bizlere bir uyarı aslında. Yaz ayları boyunca cildi güneşten korumanın öneminden, güneşin zararlarından söz edildi durdu. Tatilde kumsal, havuz, deniz, güneş derken bunların cildimize, saçlarımıza ve vücudumuza verdiği zararları unutuveriyoruz ve güneşe teslim oluyoruz.
Güneşten korunmayı ne kadar başardığımızı sorguladığımız ve güneşin izlerini gördüğümüz şu günleri yaşarken, sonbaharın hareketli yaz aylarından sonra getirdiği rehavet ve dinginlikle özellikle bu dönemde bakımlarımız ve gerekli cilt tedavileri daha da önem arz eder. Gerçek şu ki, insan cildinin yazın gördüğü bütün zararlar sonbahar aylarında ortaya çıkıyor ve bronz tenin pırıltısı giderken bu kez kendimizi kısa sürede toparlanmanın ve sağlıklı görünüme kavuşmanın planlarını yaparken buluyoruz. Unutulmamalıdır ki bu mevsimde, cildimize her zamankinden daha fazla özen göstermemiz gerekir.
Güneşli güzel günlerin artık bitmekte olduğu ve kışın kendini göstermeye başladığı şu günlerde Güneşin bıraktığı izleri silmek, cildimizi mevsime özgü ani hava değişimleri, soğuklar, sürpriz rüzgârlar ve yağmurların etkisiyle yeni oluşacak hasarlara karşı güçlü kılmak için bir an önce toparlamak ve kışa hazırlık yapmak şart.
Cildimize kaybettiği nemi kazandırmak, kışa hazırlamak için;
1- Cildimizde kırışıklık, güneş lekeleri, kalınlaşma, nem kaybı-kuruluk, çiller, sivilcelerde artma, kılcal damarlarda belirginleşme ve sarkma; saçlarda kuruluk, matlaşma, çabuk kırılma ve kepeklenme bizi bekleyen sorunlardır. Sorunu bilirsek çözüme ulaşmak daha kolaydır bu nedenle yapılacak ilk iş cildin hasarını iyi bir analiz etmek ve sorunları tespit etmektir.
2- Cildin yapısına ve mevsime göre ihtiyacı olan günlük bakım ürünleri ve miktarları farklıdır.
Bu ürünler;
A- Cilt temizlik ürünleri, peelingler: Mevsimin en önemli sorunu cildin doğal savunmasını sağlamak için salgıladığı ´sebum´ adı verilen yağ tabakasının artması ve cildin yağlanması. Ciltteki çevre kirleri, ter, ölü cilt hücreleri, makyaj artıkları gibi ince kirlerle gözeneklerin tıkanması ile sorun daha da tehlikeli bir hal alır. Bu nedenle, sonbaharda cilt hijyeninin önemi daha da artar. Cilt temizliğinin doğru ürünlerle, bilinçli bir şekilde yapılması gerekir. Temizlemenin ardından alkol içermeyen bir tonik kullanılmalıdır. Bu sayede toniğin antibakteriyel ve kanlanmayı arttırıcı etkisinden yararlanılır. Sonbahar meyve asitleri ile yapılan peelinglerin de tam zamanıdır. Özellikle şeker kamışından elde edilen glikolik asit ve sütteki laktik asit (Cleopatra’nın güzellik sırrı).
B- Nemlendiriciler, maskeler: nemlendirici kullanımını bu mevsimde her mevsimden çok daha önemlidir. Bariyer görevi olan cildimizin ancak uygun nemlendirilmesi ile olumsuz dış faktörlerin cilt altına ulaşması engellenebilir.
Soya maskesi, yeşil çay maskesi, yenileyici maske, vitamin meyve maskesi, antioksidan maskeler ve nem maskeleri gb çeşitli maskelerle cildin ihtiyacı karşılanabilir.
C- Yenileyici, onarıcı ve sıkılaştırıcı bakım ürünleri; serumlar, gece kremleri, leke açıcılar, kılcal damarlar için ürünler vs, kırışıklık açıcı hormon içeren kremler.
Günümüzde Kozmetik ve dermatokozmetiklerin bu denli çeşitli olması seçimde zorluklara neden olur. Ancak cildinize uygun olan ürünlerin, uygun dozlarda kullanılmasıyla sağlıklı bakımlar, tedavi ve yaşlanmanın geciktirilmesi mümkün olurken kozmetiklerin neden olduğu hasarlar da engellenebilmektedir. Bilinmelidir ki uygun olmayan ürün kullanımı tedavi etmek bir yana sorunların daha da artmasına ve yenilerinin eklenmesine (sivilceler, lekeler...) neden olur. Bu nedenledir ki doktor önerisiyle cildinizin o anki ihtiyacına göre ürünler düzenli olarak kullanılmalıdır. Unutmayın pahalı ürün her zaman uygun ürün değildir.
Saç ve vücut bakımlarında da aynı şekilde hasar ve ihtiyaca göre kullanılan ürün önemlidir ve uygun duş jelleri ile temizleme ve ardından nemlendirme (lanolin, gliserin gibi yağ içeren ürünler ile) burada da ön plandadır. Yıkanma sıklığının azaltılması ve çok sıcak su ile yıkanılmaması da önerilmektedir. Ayrıca saçlarda şampuandan sonra kesinlikle kremler ve nem maskeleri kullanılmalıdır ve saçlar her gün yıkanmamalı ve her yıkanmada sadece bir kez şampuanlanmalıdır. Saçlar mümkün olduğunca kimyasal bir işleme maruz bırakılmamalı (boya, perma, fön vs. ), eğer boyanacaksa bitkisel boyalar tercih edilmeli.
3- Tabii ki sadece kullanılan ürünlerden çözüm ummak doğru değildir aslında sağlıklı bir cilt ve saçlar için sağlıklı yaşamak ve sağlıklı beslenmek gerekir. Kollajen vücuda dayanıklık veren protein maddesidir. Azalır ise deri incelir, sarkar ve kurur. UV ışınları, nikotin, şeker, oksijen azlığı, bedensel aktivitede azlık, beslenme ve hormonel bozukluklar kollajeni azaltır. Dışarıdan kollajen desteği ancak lipozom kapsülleri ile mümkündür, yanı sıra vitamin takviyelerinin de faydası olur. Günlük su tüketimi artırılmalı, cilt kuruluğunu önlediği düşünülen besinler tüketilmeli (fındık, fıstık, ceviz, kuru üzüm, havuç, balık vb.) ve yaşlanmayı önleyici A, E ve C vitaminlerinden zengin yeşil sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmelidir. Sigara, alkol, kırmızı et, rafine şeker, doymuş yağlardan, saf karbonhidratlardan ve fast fooddan uzak durulmalıdır. Karoten, biotin gb bazı vitamin ve mineral takviyelerinin, antioksidanların ve omega–3 ile omega–6 içeren desteklerin hekim kontrolünde kullanıldığında oldukça faydalı olduğu görülmektedir.
4- Beden ve ruhun uyumu ile sağlık ve mutluluk mümkündür. Ruh halimizdeki oynamalar ve bağışıklık sistemindeki sorunlar da cildi ve saçları olumsuz etkiler. Bu nedenle huzurlu ve stresten uzak sakin bir yaşam sürme, düzenli bir uyku da cilt sağlığımızda önemlidir.
5- Tedavide ise hekim tarafından cildin ihtiyacına göre belirlenen bir protokol dâhilinde Peeling, klinik bakımlar, lazer tedavileri, oksijenli cilt bakımları, saçlı deri mezoterapisi ve mezolifting uygulamalarının sonuçları tartışmasız çok başarılıdır.
“Look good… Feel Better” (iyi görün... İyi hisset)
Pırıl pırıl bir sonbahar dileğiyle...
Sonbaharın tüm güzelliğiyle kendini hissettirdiği bu ilk günlerinde değişen hava şartları kışa hazırlanmamız konusunda da bizlere bir uyarı aslında. Yaz ayları boyunca cildi güneşten korumanın öneminden, güneşin zararlarından söz edildi durdu. Tatilde kumsal, havuz, deniz, güneş derken bunların cildimize, saçlarımıza ve vücudumuza verdiği zararları unutuveriyoruz ve güneşe teslim oluyoruz.
Güneşten korunmayı ne kadar başardığımızı sorguladığımız ve güneşin izlerini gördüğümüz şu günleri yaşarken, sonbaharın hareketli yaz aylarından sonra getirdiği rehavet ve dinginlikle özellikle bu dönemde bakımlarımız ve gerekli cilt tedavileri daha da önem arz eder. Gerçek şu ki, insan cildinin yazın gördüğü bütün zararlar sonbahar aylarında ortaya çıkıyor ve bronz tenin pırıltısı giderken bu kez kendimizi kısa sürede toparlanmanın ve sağlıklı görünüme kavuşmanın planlarını yaparken buluyoruz. Unutulmamalıdır ki bu mevsimde, cildimize her zamankinden daha fazla özen göstermemiz gerekir.
Güneşli güzel günlerin artık bitmekte olduğu ve kışın kendini göstermeye başladığı şu günlerde Güneşin bıraktığı izleri silmek, cildimizi mevsime özgü ani hava değişimleri, soğuklar, sürpriz rüzgârlar ve yağmurların etkisiyle yeni oluşacak hasarlara karşı güçlü kılmak için bir an önce toparlamak ve kışa hazırlık yapmak şart.
Cildimize kaybettiği nemi kazandırmak, kışa hazırlamak için;
1- Cildimizde kırışıklık, güneş lekeleri, kalınlaşma, nem kaybı-kuruluk, çiller, sivilcelerde artma, kılcal damarlarda belirginleşme ve sarkma; saçlarda kuruluk, matlaşma, çabuk kırılma ve kepeklenme bizi bekleyen sorunlardır. Sorunu bilirsek çözüme ulaşmak daha kolaydır bu nedenle yapılacak ilk iş cildin hasarını iyi bir analiz etmek ve sorunları tespit etmektir.
2- Cildin yapısına ve mevsime göre ihtiyacı olan günlük bakım ürünleri ve miktarları farklıdır.
Bu ürünler;
A- Cilt temizlik ürünleri, peelingler: Mevsimin en önemli sorunu cildin doğal savunmasını sağlamak için salgıladığı ´sebum´ adı verilen yağ tabakasının artması ve cildin yağlanması. Ciltteki çevre kirleri, ter, ölü cilt hücreleri, makyaj artıkları gibi ince kirlerle gözeneklerin tıkanması ile sorun daha da tehlikeli bir hal alır. Bu nedenle, sonbaharda cilt hijyeninin önemi daha da artar. Cilt temizliğinin doğru ürünlerle, bilinçli bir şekilde yapılması gerekir. Temizlemenin ardından alkol içermeyen bir tonik kullanılmalıdır. Bu sayede toniğin antibakteriyel ve kanlanmayı arttırıcı etkisinden yararlanılır. Sonbahar meyve asitleri ile yapılan peelinglerin de tam zamanıdır. Özellikle şeker kamışından elde edilen glikolik asit ve sütteki laktik asit (Cleopatra’nın güzellik sırrı).
B- Nemlendiriciler, maskeler: nemlendirici kullanımını bu mevsimde her mevsimden çok daha önemlidir. Bariyer görevi olan cildimizin ancak uygun nemlendirilmesi ile olumsuz dış faktörlerin cilt altına ulaşması engellenebilir.
Soya maskesi, yeşil çay maskesi, yenileyici maske, vitamin meyve maskesi, antioksidan maskeler ve nem maskeleri gb çeşitli maskelerle cildin ihtiyacı karşılanabilir.
C- Yenileyici, onarıcı ve sıkılaştırıcı bakım ürünleri; serumlar, gece kremleri, leke açıcılar, kılcal damarlar için ürünler vs, kırışıklık açıcı hormon içeren kremler.
Günümüzde Kozmetik ve dermatokozmetiklerin bu denli çeşitli olması seçimde zorluklara neden olur. Ancak cildinize uygun olan ürünlerin, uygun dozlarda kullanılmasıyla sağlıklı bakımlar, tedavi ve yaşlanmanın geciktirilmesi mümkün olurken kozmetiklerin neden olduğu hasarlar da engellenebilmektedir. Bilinmelidir ki uygun olmayan ürün kullanımı tedavi etmek bir yana sorunların daha da artmasına ve yenilerinin eklenmesine (sivilceler, lekeler...) neden olur. Bu nedenledir ki doktor önerisiyle cildinizin o anki ihtiyacına göre ürünler düzenli olarak kullanılmalıdır. Unutmayın pahalı ürün her zaman uygun ürün değildir.
Saç ve vücut bakımlarında da aynı şekilde hasar ve ihtiyaca göre kullanılan ürün önemlidir ve uygun duş jelleri ile temizleme ve ardından nemlendirme (lanolin, gliserin gibi yağ içeren ürünler ile) burada da ön plandadır. Yıkanma sıklığının azaltılması ve çok sıcak su ile yıkanılmaması da önerilmektedir. Ayrıca saçlarda şampuandan sonra kesinlikle kremler ve nem maskeleri kullanılmalıdır ve saçlar her gün yıkanmamalı ve her yıkanmada sadece bir kez şampuanlanmalıdır. Saçlar mümkün olduğunca kimyasal bir işleme maruz bırakılmamalı (boya, perma, fön vs. ), eğer boyanacaksa bitkisel boyalar tercih edilmeli.
3- Tabii ki sadece kullanılan ürünlerden çözüm ummak doğru değildir aslında sağlıklı bir cilt ve saçlar için sağlıklı yaşamak ve sağlıklı beslenmek gerekir. Kollajen vücuda dayanıklık veren protein maddesidir. Azalır ise deri incelir, sarkar ve kurur. UV ışınları, nikotin, şeker, oksijen azlığı, bedensel aktivitede azlık, beslenme ve hormonel bozukluklar kollajeni azaltır. Dışarıdan kollajen desteği ancak lipozom kapsülleri ile mümkündür, yanı sıra vitamin takviyelerinin de faydası olur. Günlük su tüketimi artırılmalı, cilt kuruluğunu önlediği düşünülen besinler tüketilmeli (fındık, fıstık, ceviz, kuru üzüm, havuç, balık vb.) ve yaşlanmayı önleyici A, E ve C vitaminlerinden zengin yeşil sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmelidir. Sigara, alkol, kırmızı et, rafine şeker, doymuş yağlardan, saf karbonhidratlardan ve fast fooddan uzak durulmalıdır. Karoten, biotin gb bazı vitamin ve mineral takviyelerinin, antioksidanların ve omega–3 ile omega–6 içeren desteklerin hekim kontrolünde kullanıldığında oldukça faydalı olduğu görülmektedir.
4- Beden ve ruhun uyumu ile sağlık ve mutluluk mümkündür. Ruh halimizdeki oynamalar ve bağışıklık sistemindeki sorunlar da cildi ve saçları olumsuz etkiler. Bu nedenle huzurlu ve stresten uzak sakin bir yaşam sürme, düzenli bir uyku da cilt sağlığımızda önemlidir.
5- Tedavide ise hekim tarafından cildin ihtiyacına göre belirlenen bir protokol dâhilinde Peeling, klinik bakımlar, lazer tedavileri, oksijenli cilt bakımları, saçlı deri mezoterapisi ve mezolifting uygulamalarının sonuçları tartışmasız çok başarılıdır.
“Look good… Feel Better” (iyi görün... İyi hisset)
Pırıl pırıl bir sonbahar dileğiyle...


Ulusal
Kalite Büyük Ödülü’nü kazanan Türkiye’nin ilk özel hastanesi olmanın mutluluğunu
yaşıyoruz.
Ulusal
Kalite Hareketi İyi Niyet Bildirgesi’nin imzalanması ile Kadıköy Şifa,
mükemmellik yolunda kaliteli hizmet anlayışında kararlığını göstermiştir.