Yenidoğan İşitme Tarama Testi

Her 1000 yenidoğan bebekten yaklaşık 1 ila 3 ünde ve yenidoğan yoğun bakım ünitesine alınan bebeklerin % 4-6´sında çeşitli tip ve derecede işitme kayıpları gözlenmektedir. Bebeklik ve çocuklukta işitmenin azalması, konuşma yeteneğini azaltmakla birlikte, sosyal, duygusal ve kavramsal gelişme üzerine de olumsuz etkiler yaratmaktadır. Müdahale edilmemiş ciddi işitme kayıplarının IQ değerlerinin yaklaşık 30 puan azalmasına neden olduğu bilinmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün 1995 yılında yapılan kırksekizinci toplantısında (12, May, 1995 WHA48.9/VR/12) konjenital işitme kayıplarının erken teşhis edilmesinin ve bu tip çocuklara erken müdahalenin öneminin belirtilmesinden sonra, ABD´nin birçok eyaletinde yenidoğan işitme tarama testleri rutin hale getirilmiştir.

1998 yılında kabul edilen Yenidoğan İşitme Taraması Avrupa Mutabakat Beyanından (15-16, May,1998 Milan Conference Chairman and Organizer: Ferdinando Grandori, Scientific Coordinator: Mark E. Lutman) sonra Avrupa Birliğine üye Ülkelerin bir kısmında da yenidoğan işitme tarama testleri, rutin yenidoğan tarama testleri içine alınmıştır. Yenidoğan İşitme Tarama Testi,  bebeklerin kohlealarından (iç kulak işitme organı) kaynaklanan oto-akustik sinyallerin non-invazif bir yöntemle ölçülmesine dayanmaktadır. Test sırasında bebeğin dış kulak yoluna bir mikrofon yerleştirilerek, iç kulakta oluşan sinyaller ölçülmekte ve bebeğe hiçbir fiziksel veya ruhsal rahatsızlık yaratmadan, konjenital işitme kaybı için riskli bebekler tanınmaktadır.

Bu testin önemli avantajları; bebeğe kesinlikle zarar verme riski bulunmaması, hızlı, ekonomik ve hata oranının düşük olmasıdır. Yalnız unutulmaması gereken nokta, bunun bir tarama testi olduğu, bu testin yalnızca konjenital işitme kaybı riski olan bebekleri belirleyebileceği ve bebeklik döneminde, daha sonradan oluşabilecek işitme kayıpları için bir garanti olmadığı ve ailenin bebeğinin nasıl diğer gelişimini takip ediyorsa, işitme duyusunu da takip etmesi gerekliliğidir.

İşitme Kaybı Açısından Riskli Bebekler

Annenin hamileliği sırasında kızamıkçık veya viral bir infeksiyon geçirmesi

Annenin hamileliği sırasında alkol kullanımı

1600 gr´dan düşük doğum kilosu

Yüz ve kulaklarının görüntüsünün farklı olması

Doğumda sarılığı olup, kan değişimi uygulanması

*  Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde beş günden fazla kalması

Menenjit geçirmesi

Ailede erken yaşlarda başlayan kalıcı işitme kaybı olması

*  Kafa travması geçirmesi

Özellikle işitme kaybı açısından riskli bebeklerde, beklenmedik yüksek sesli gürültülerde irkilmeme, ağlamama veya herhangi bir tepki vermeme, sadece sesle sakinleşmeme, başını seslenince o yöne doğru hareket ettirmeme, 6-12 ay arasında konuşma sesi çıkarmama, sorulduğunda tanıdık eşya veya kişileri göstermeme gibi belirtiler farkedildiğinde daha ayrıntılı işitme testlerinin yapılması gerekmektedir.