Hastaneye Yatışın Çocuk Üzerindeki Etkileri





Hastalık ve hastaneye yatışın psikolojik etkileri çocuktan çocuğa değişir. Belirleyici faktörler; tedavinin niteliği nedeniyle yaşanacak zorlanmanın dozu, bireysel farklılıklar, çocuğun yapısı ve yaşı, hastanede geçirilen süre, ailenin ve çocuğun bilgilendirilme düzeyi, hastane ekibinin aileye ve çocuğa davranışı, ailenin endişe düzeyi, anneden ayrılığın süresi ve şeklidir. Çocukların hastalık kavramını anlamasında kişisel deneyimleri ve inançları rol oynar. Örneğin daha önce çok hastalanmış ve tedavi sırasında canı yanmış bir çocuğun hastaneye yatışa tepkisi, hiç ciddi rahatsızlık geçirmemiş çocuğunkinden daha fazla olacaktır. Ya da “kan alma”nın ne olduğunu hiç bilmediği için vücudundaki tüm kanı yitireceğine inanan bir çocuğun kaygısı daha yoğun olacaktır.





Çocukların bilişsel yetenekleri de hastaneye yatışın etkilerini artıran ya da azaltan önemli bir faktördür. Bebekler ve küçük çocuklar hastalığa ilişkin olayları akıllarında tutamazlar; ancak bu olaya ilişkin duygular bazen iz bırakabilir. Okul öncesi çocuklar, hastalığın nedeni yeterince açıklanmadığında kendilerine göre açıklamalar bulurlar; örneğin, hastalığın yanlış davranışları nedeniyle kendine verilmiş bir ceza olduğuna inanabilir. Bu nedenle, okul öncesi yaştaki çocuklara hastalığın mantıklı açıklaması yapılmalıdır, böylece hastalığın gerçek nedenini kavrayabilirler. Yapılan araştırmalara göre, hastaneye yatışın çocuk üzerindeki en büyük olumsuz etkisi, anneden ayrılmasıdır. Aylarca hastanede annesinden uzakta kalan çocuklarda üzüntü ve ağlamaklı hal, zayıflama, uyku bozukluğu, hareketlerde yavaşlama ile beraber bedensel gelişim bozukluğu, içe kapanıklık gibi belirtiler gözlenmiştir. “Bebeklik depresyonu” olarak tanımlanan bu durum, annenin ruhsal desteğinin ortadan kalkması olarak açıklanmıştır. Ancak ilk 3 ay içinde annenin geri gelmesiyle bebekler eski canlılıklarına ve psikolojik sağlıklarına kavuşmuşlardır.

Çocuklarda ne gibi duygusal ve davranışsal değişiklikler görülebilir?

Uzun süreli hastalık ve hastaneye yatışın küçük çocuklar üzerindeki etkilerinden biri regresyondur, yani yeni kazanılmış becerilerde gerileme olur; çocuk yeniden bebeksi davranışlar sergileyebilir. Ancak bilinmelidir ki, çocuklar bağımsız olmayı severler. Hastaneye yattıklarında hareketleri kısıtlanıp bağımsızlıkları ellerinden alındığı için de inatçı, huzursuz ve bakımı zor hastalar olurlar. Okul çağı çocukları, hastalıklarıyla ilgili kaygılar yaşarlar; nasıl bir hastalıkları olduğu, gelecekte ne olacağı, okuldan uzak kalma sonucu yaşanabilecek ders başarısızlığı endişesi, diğer çocuklardan farklı olma, yatağa bağlı kalıp hareket edememe, evde olup bitenler, reddedilmiş olma kaygısı gibi. Hastalıkları ve yapılacak tedaviler konusunda yeterince bilgilendirilirlerse endişeleri azalır. Aksi taktirde tedaviyi reddetme, doktor ve hemşirelere karşı agresif davranışlar ya da daha küçük çocuklarda görülen doktor ve hemşirelerden korkma gibi sorunlar oluşabilir.

Olumsuz etkileri en aza indirmenin yolları nelerdir?

*
Hastalığın niteliği, hastanede geçirilecek süre, yapılacak operasyon ve sonrası aileye açıklanmalıdır. Aile, önce kendi sorularına cevap bulmalıdır ki çocuğun sorularına sağlıklı cevap verebilsin. Anne ve baba ne kadar çok bilgi sahibiyse, o kadar çok rahatlayacak bu da çocuğa yansıyacaktır.

* Ameliyatın onu iyileştireceği belirtilmelidir.

* Ameliyat sırasında acı hissetmemesi için uyutulacağı, ama sonra tekrar uyandırılacağı söylenmelidir.

* Bazen, ameliyat sonucunda vücudundan gerekli hiçbir kısmın eksilmeyeceğinin, görünüşünün değişmeyeceğinin söylenmesi gerekir.

* Çocuğa, birkaç gün önceden anlayabileceği ölçüde bilgi verilmeli ve korkmaması sağlanmalıdır. Yapılacak işlemler basit ve onu korkutmayacak bir dille, fazla ayrıntıya girmeden anlatılmalıdır. 3 yaşın altındaki çocuklara ise operasyon günü açıklama yapmak daha iyidir. Konuşurken anne babanın ses tonu, yüz ifadesi ve beden hareketlerinin tedirginlik ve üzüntü taşımaması önemlidir. Aksi halde, onların tedirginliği çocuğa da geçebilir.

* Ameliyattan sonra çocuk kaygılarını ve korkularını rahatlıkla ifade edebilmeli, soru sorabilmelidir. Bunun için çocuk teşvik edilmelidir.

* “Korkma, acımayacak” gibi anlık rahatlatma sözlerinin bir süre sonra doğru olmadığını gören çocuğun anne babasına güveni sarsılabilir. Acı ve ağrı olacağı çocuğa söylenmeli, ancak bunun dayanılabilir ölçüde ve geçici olacağı mutlaka belirtilmelidir. Acıdan canı yanan çocuğa “Niye ağlıyorsun, korkacak birşey yok!” demek, onun duygularını hafife almak demektir. Bunun yerine, “Canının yandığını biliyorum, ama geçecek, ben yanındayım” gibi sözlerle çocuğa yalnız olmadığı hissettirilmeli, anne babasının yanında güvende olduğu duygusu verilmelidir.

* Yeterince bilgilendirilmeyen çocuklar, yaramazlık yaptıkları için böyle olduğunu düşünerek hastalıktan kendilerini sorumlu tutabilirler. Bu nedenle, hastaneye yatış sebeplerinin, yaptıkları ya da yapmadıkları şeylerden kaynaklanmadığını, hastalanan birçok çocuğun tedaviyle ya da ameliyatla bu sorunundan kurtulduğunu anlatmak gerekir.

* Anne babalar evde hastaneyi, iğneyi veya doktoru tehdit unsuru olarak asla kullanmamalıdır. Eğer çocuk bu şekilde korkutulmuşsa, çocuk hastaneye gidişi bir ceza olarak algılar ve eve geri dönemeyeceğini düşünebilir.

* Hastanede geçirilecek süre mümkün olan en aza indirilmelidir.

* Hastaneye yatış ve ameliyatlar acı içerdiğinden, çocuğun duygusal olarak etkilenmemesi mümkün değilse de bu etkiyi en aza indirmek, hastane ekibinin aileye ve çocuğa karşı anlayışlı davranışıyla mümkündür.

* Ameliyat olacak çocuğa, mümkünse hastane ve ameliyathanenin uygun olan kısımları gezdirilerek tanıtılmalı, burada çalışanlarla tanıştırılmalı, kıyafetleri, yüzlerindeki maskenin nedenleri anlatılmalıdır.

* Doktor ve hemşireler, isimlerini söyleyerek kendilerini çocuğa tanıtmalı, ona her zaman ismiyle hitap etmelidirler. Onun yanında çocuğun tedavisiyle ilgili konuşurken çocuğu sıradan bir hasta gibi değil, kişiliği olan özel bir birey olarak gördüklerini hissettirmek için “o” diye değil, çocuğun ismiyle sözetmelidirler. Birbirlerine sadece hastalık konusunda değil, çocuğun kişiliği ve davranışları ile ilgili de bilgi vermelidirler; örn, “Emre, 6 yaşında, şakacı bir erkek çocuktur” gibi.

* Çocukla ilgilenen belirli bir hemşire olmalı, gerekli bakım işlemleri hep aynı hemşire tarafından yapılmalıdır. Hemşirenin sevecen ve ilgili olması çok önemlidir.

* Hastanede yatış uzun sürecekse, okul yaşındaki çocukların derslerden geri kalmamaları için ders kitaplarından konular takip edilebilir, okulda verilen ödevler çocuğa hastanede yaptırılabilir. Bunun yanısıra yatarak yapılabilecek hobiler bulunabilir; örn. kitap okuma. Yeni özel uğraşlar öğretilebilir; örn. yün örme, maket yapma, tahtadan heykeller oyma, küçük tamirat işleri gibi.

* Odaya getirilen bir saksı çiçeğinin ya da akvaryum balığının bakımı çocuğa verilebilir.

* Hastane odasına, çocuğun en sevdiği oyuncaklar getirilerek ve süslemelerle renklendirilerek sıcak bir ortam sağlanabilir.

* Annenin çocukla beraber kalması mutlaka sağlanmalı, ziyaret saatleri sınırlandırılmamalıdır.

*
Ağrılı müdahalelerde ailenin çocuğun yanında bulunması sağlanmalıdır.

* Şunu unutmayınız: İnsanlar, özellikle çocuklar, üzücü deneyimlerin üstesinden kolaylıkla gelebilirler.
Gizlilik Bildirimi   |    Yasal Uyarı   |    Bize Ulaşın   |    Sıkça Sorulanlar   |    Site Haritası
KadıköyŞifa   |    Anlaşmalı Kurumlar   |    Doktorlarımız   |    E-Hastane   |    İnsan Kaynakları
Copyright © 1999-2010 KadıköyŞifa : kadikoysifa.com sitesi KadıköyŞifa tarafından hazırlanmıştır (c) Tüm video, görsel ve metinler kadikoysifa.com sitesine aittir