KadıköyŞifa TwitterKadıköyŞifa FacebookSanal Tur4442574KadıköyŞifa Fizik Tedavi LaboratuvarlarıKadıköyŞifa Ataşehir Hastanesi

Bel Fıtığı

Belde Disk Fıtıklaşması (Bel Fıtığı):

Günlük konuşmalarda “disk kayması” terimi çok kullanılmakla birlikte tıp dilinde “lumbar disk herniasyonu” adını verdiğimiz bel fıtıklarında, diskin yerinden kayması sözkonusu değildir. Bel fıtığı diskin yerinden kayması değil, merkezindeki çekirdek bölümünün dışarı doğru basınç yapması anlamına gelir. Bel fıtığı özellikle 30-40 yaş arasındaki insanları etkiler.

Bu bölümde

• Bel fıtığının nasıl geliştiğini
• Hekimlerin tanıyı nasıl koyduklarını
• Tedavide hangi yolların kullanıldığını
anlatmaya çalışacağız.

Anatomi

Omurganın hangi bölümleri etkilenir?

Omurgamız silindir biçimde 24 adet omurun üstüste birleşmesinden oluşur. Omurgamız vücudumuza şeklini verir ve dik durmamızı sağlar. Omurganın bel bölümü “lumbar bölge” olarak adlandırılır.

Omurganın bel bölgesinde 5 tane omur vardır. Hekimler bu omurları L1, L2, L3, L4 ve L5 olarak numaralandırırlar. Beş omur içeri doğru bir yaylanma oluşturacak biçimde dizilir. En alttaki L5 omuru omurgamızı “sakrum” adı verilen, her iki kalça kemiğinin ortasında yer alan üçgen biçimli kemikle birleştirir. Bazı insanlarda bel bölgesinde 5 yerine 6 omur varolabilir. Bu durum bir sorun oluşturmaz.

Omurlar birbirinden “disk”lerle ayrılırlar. Diskler bir destek dokusu olan bağ dokusundan yapılmıştır. Destek dokularının vücudumuzdaki görevi ana hücreleri birarada tutmaktır. Destek dokularının büyük bölümü kollajen liflerden yapılmıştır. Bu liflerin sayesinde diskler gerilim ve basınçlara dayanma gücüne sahiptir.

Disk başlıca iki bölümden oluşur. Süngere benzer bir yapısı olan merkez bölümüne ”çekirdek” anlamına gelen “nukleus” adı verilir. Süngere benzer, jelatin kıvamındaki çekirdek bölümünü tutan doku ise, çekirdeğin etrafını saran halka biçimindeki güçlü bağlardan oluşan “anulus” bölümüdür. Bağlar vücudumuzda genellikle kemikleri birbirine bağlayan güçlü yapılardır.
Sağlıklı bir disk omurgada tıpkı araba amortisörü gibi şok emici olarak çalışır. Disklerimiz omurgayı yerçekimine karşı korur. Aynı zamanda atlama, çekme, itme gibi güçlü hareketlerde omurgayı korur.

Neden bel fıtığı gelişiyor?

Fıtıklaşma diskin merkezindeki çekirdek dışarı doğru basınç yapmaya başladığında oluşur. Çekirdek dış halkalara basınç yapar, halkaların bir bölümü çatlar ve disk dışarı doğru kabararak fıtıklaşır.

Atlama, zıplama, itme, çekme gibi günlük aktivitelerimiz sırasında diskin çekirdek bölümü dıştaki halkalara her zaman basınç yapmakla birlikte halkalar basınca karşı dirençlidir. Ancak anulus giderek yaşlanır, daha gevrek olmaya başlar va halkalarda çatlamalar ve yırtılmalar ortaya çıkar. Bu çaytlayan ve yırtılan bölümleri vücut nedbe dokusuyla onarır. Bu süreç “dejenerasyon” olarak bilinir. Zamanla halkalar zayıflar ve çekirdek halkaların zayıf bölgesinden diskin tümüyle dışa doğru kabararak fıtıklaşmasına neden olur. Başlangıçta fıtıklaşma halkaların dışa kabarması biçimindedir. Sonuçta halkalar yırtılır ve çekirdek bölümü tümüyle dışarı fıtıklaşır.

Eğilme, bükülme ve çekip itme gibi şiddetli ve tekrarlayıcı hareketler diskin şok emici çekirdek bölümü üzerinde normalin dışında bir basınç artışına neden olabilirler. Basınçtaki artış yeterli seviyede olursa halkaları zedeleyerek fıtıklaşmaya neden olabilir.

Halkalarda ya da çekirdekte herhangi bir dejenerasyon olmaksızın ani travmalarda da disk fıtıklaşabilir. Ağır bir nesneyi öne eğilerek kaldırmak, çekmek ya da merdivenlerden kalça üstü düşmek gibi ani hareket ve travmalarda bel fıtığı gelişebilir.

Fıtıklaşma değişik nedenlerle ağrıya neden olur. İlk ağrı tipi “mekanik” ağrıdır. Disk fıtıklaştığında, günlük hareketlerimiz sırasında diskin hareketleriyle bitlikte halkaların dışındaki sinir ağı tahriş olarak mekanik bel ağrısı yapar. İkinci ağrı tipi ise “enflamasyon” ağrısıdır. Diskin kan damarlarıyla beslenmesi olmadığı için normal koşullarda diskin çekirdeği kan damarlarıyla temas halinde değildir. Ancak halkalar yırtılıp çekirdek dışarı çıkarsa kan damarlarıyla temasa geçer. Böylece çekirdek içinde bir reaksiyon gelişerek kimyasal maddeler açığa çıkar. Vücut da bu kimyasal yabancı maddelere karşı mikroplara verdiği reaksiyona bezer “enflamasyon” adı verilen bir reaksiyon verir ve sonuçta enflamasyon ağrısı da ortaya çıkmış olur. Üçüncü tip ağrı ise fıtıklaşan diskin sinire baskısıyla ortaya çıkan ağrıdır. Bu ağrı genellikle kalçadan bacak boyunca topuğa kadar yayılır. Bu ağrıya da sinir basısı nedeniyle ortaya çıktığı için “nörojenik” ağrı adı verilir.

Belirtiler

Bel fıtıklarının büyük bölümü dejeneratif değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkar. Dejeneratif değişiklikler sonuçta fıtıklaşmaya gitmekle birlikte belirtiler yavaş yavaş artarak ortaya çıkar. Başlangıçta yakınmalar gelip geçici künt bel ağrısı atakları biçimindedir. 1-2 günle 1-2 hafta süreli bu ağrı atakları aralıklarla birkaç yıl devam eder. Hekimler bu tür ataklarda durumun diskin halkalarındaki küçük yırtıklara bağlı olduğunu bilirler. Halkalarda çatlamalar büyüyüp yırtılma meydana geldiğinde sinire basıyla birlikte kuyruksokumu ve bacağa vuran ağrılar ortaya çıkar.

Fıtıklaşma eğer halkaları tümüyle yırtar ve çekirdek dışarı çıkarsa aniden kalçada başlayan ve bacağa yayılan keskin ağrı biçiminde bulgular ortaya çıkar. Bu durumda hastalar bel ağrısından çok keskin bacak ağrısı hissederler. Bu durum muhtemelen halka bölümünün yırtılıp basınç etkisinden kurtulması ve basıncın sadece sinire yönelmesiyle ortaya çıkar.

Daha önce belirtildiği gibi bir diğer ağrı da çekirdeğin halkaları yırtıp dışarı çıktığında kan damarlarıyla temas ederek ortaya çıkmasına neden olduğu kimyasal maddelerin yarattığı “enflamasyon” ağrısıdır. Enflamasyon belden başlayıp kuyruksokumu ve kalçalara yayılan zonklayıcı ağrıların kaynağı olabilir.

Fıtıklaşan disk omurilikten çıkan sinire bası yaparak sinir basısı bulgularına neden olabilir. Bu durumda ağrı sinirin yayılım alanına uygun olarak bacağa yayılır. Ağrı fıtıklaşma tarafındaki kalçada, baldırda ve hatta ayak ve parmaklarda hissedilebilir.

Sinir basısı aynı zamanda bacakta sinirin yayılım alanında iğnelenme, karıncalanma ve uyuşmalara neden olabilir. Duyu bozukluklarının ortaya çıktığı hastalarda reflekslerde de yavaşlama görülür. Sinir basısının sonucu olarak sinirin idare ettiği kaslarda güçsüzlük ve duyusunu sağladığı alanlarda duyu bozuklukları ortaya çıkar.

Ender olarak da ortaya idrar ve gayta bozuklukları çıkar. İleri derecede büyük fıtıklar spinal kanal içini doldurarak mesane ve barsakları idare eden sinirlere bası yapabilirler. Bu bası nedeniyle belde başlayan ağrı her iki bacağa yayılır ve apış arasında hissizlik ya da karıncalanma gelişir. Bası nedeniyle idrar ve büyük abdest kontrolü bozulur. Böylesi bir bozukluk acil bir duruma işaret eder. Basınç acil olarak ortadan kaldırılmadığı takdirde bozukluklar kalıcı hale gelebilir. Bu duruma “kauda ekuina” sendromu adı verilir. Bu durum geliştiğinde hekiminiz acil ameliyat önerecektir.

Tanı

Tanı süreci yakınmalarınızın ayrıntılı bir öyküsünün alınması ve fizik muayene ile başlar. Hekiminiz size yakınmalarınızla ilgili sorular soracak ve sorununuzun günlük yaşamınızı nasıl etkilediğini öğrenmek isteyecektir. Ağrıyı nerenizde hissettiğiniz, bacaklarınızda uyuşma ve güçsüzlük olup olmadığı bu sorular arasındadır. Hekiminiz aynı zamanda hangi hareketlerinizin ağrıyı artırdığını ya da azalttığını da bilmek isteyecektir. Sizin bu sorulara verdiğiniz yanıtlara dayanarak hekiminiz bir disk fıtıklaşması ve sinir basısı olup olmadığı yönünde fikir sahibi olacaktır.

Hekiminiz daha sonra sizi muayene ederek bel hareketlerinizin ağrılı olup olmadığını, bacaklarınızdaki duyu seviyesini, kas gücünüzü ve reflekslerinizi değerlendirecektir.

Direkt röntgen filmlerinin disk fıtıklaşmalarının tanısında çok yararı yoktur. Direkt filmlerde disk dokusu doğrudan görülmez. Ancak omurlar arası mesafenin azaldığı gözlenebilir. Bu durum bir ya da daha çok diskte aşınma ve harabiyetin varlığı anlamına gelebilirse de bir çok insanda da herhangibir disk problemi olmaksızın direkt filmlerde omurlar arası mesafenin azaldığı gözlenebilir. Bunun nedeni yaşla birlikte tıpkı cildin buruşması gibi disklerin de büzüşmesidir.

Direkt grafiler dışında belinizin bilgisayarlı tomografi (BT) incelemesi istenebilir. BT X ışınları kullanılarak bel bölgesinin kesitler halinde görüldüğü bir incelemedir. BT kesitlerinde sinire bası yapan disk görüntülenebilmekle birlikte daha çok kemik yapılardaki bozuklukları ortaya çıkarmak amacıyla kullanılır.

Bazen BT, “myelografi” adı verilen bir inceleme ile birleştirilebilir. Bu amaçla spinal kanal içine özel bir boya verilerek BT çekilir. Bu yöntemle omurilik, sinirler ve disk basısı olup olmadığı daha net görüntülenebilir.

Daha fazla bilgi gerekli olduğunda Magnetik Rezonans Görüntüleme (MRG) incelemesi yararlı olacaktır. MRG incelemesinde, X ışınları yerine radyo dalgaları kullanılarak vücudumuzun kesitler halinde görüntüleri elde edilir.

MRG’de yumuşak dokular, sinirler ve disk dokusu büyük bir kesinlikle ayırdedilebilir. Bu inceleme sırasında herhangi bir boya kullanmak gerekmez. Ancak bazı durumlarda dokuları daha iyi görünür hale getirmek için damar içinden kontrast madde vermek gerekebilir.

Hekiminizin kullanabileceği bir diğer test “diskografi” incelemesidir. Bu testte bir iğneyle diskin içine girilerek direkt filmlerde görülebilen bir boya verilir. Böylece diskin şekli saptanmış olur. Bazen bu test bozuk olduğu düşünülen diskin semptomlara sebep olup olmadığının belirlenmesi amacıyla da kullanılabilir.

Buraya kadar anlatılanlar hekiminizin sizden isteyebileceği görüntüleme odaklı, belimizin anatomik yapısı hakkında bilgi veren incelemelerdir. Hekiminiz gerek duyduğu takdirde sizden sinirlerinizin fonksiyonları hakkında bilgi veren “elektrofizyolojik” incelemeler de isteyebilir. Bu incelemelerden en yaygın kullanılanı “elektromiyografi” “EMG” incelemesidir. Bu incelemede kaslarınıza hareket etme komutu veren sinirlerdeki elektrik iletim hızı ölçülür ve disk fıtıklaşmasının sinirde oluşturduğu harabiyetin derecesi belirlenir. Diğer bir test “uyarılmış duyusal potansiyeller” “SEP” testidir. Bu testte ise vücuda verilen bir duyusal uyaranın beyinde algılanma hızı ve uyaranın beyine gidene dek katettiği yollardaki bozukluklar ortaya konur.

Tedavi

Konservatif Tedavi (Ameliyatsız Tedavi):

Durumunuz ciddi sorunlar oluşturmadığı ya da hızla kötüleşmediği sürece hekiminiz size büyük olasılıkla ameliyatsız yedavi yöntemlerini önerecektir.

Tedaviye başlangıçta ilk önerilen bel bölgesinde hareketin kısıtlanması, yani kısa süreli yatak istirahatidir. İstirahat enflamasyon süreci ve ağrının sakinleşmesini sağlar. İstirahat 2-3 gün gibi kısa süreli olmalıdır. İstirahat etmek hassaslaşmış diskler ve sinirler üzerindeki basınç etkisini azaltacaktır. Ancak uzun süreli mutlak yatak istirahatine hekimlerin çoğu karşıdır ve günlük normal yaşam sırasında ağrının ne kedar arttığını veya azaldığını bilmek isterler. Çok ender durumlar dışında üç günden fazla yatak istirahati gereksizdir.

Disk fıtıklaşması olan hastalarda bazen bel korsesi yararlı olabilir. Bel korsesi disk içindeki basıncın düşmesini sağlayarak ağrıların azalmasına yardımcı olur. Ancak korse takan hastalar 3-4 gün sonra korseyi çıkartmalıdır. Aksi takdirde korsenin daha uzun süreli kullanılması karın ve belimizdeki gövdemizi dik tutmaya yarayan kaslarda “atrofi” adı verilen kas erimesine neden olarak ağrıların daha da artmasına neden olur.

Hekiminiz ağrılarınız için size bazı ilaçları kullanmanızı da önerecektir. Bunlar genellikle steroid içermeyen enflamasyona karşı etkili olan ilaçlardır. Ağrının çok şiddetli olduğu durumda kodein ya da morfin gibi bazı narkotik ilaçları da verebilir. Ancak narkotik ilaçlar bağımlılık yaratıcı etkileri nedeniyle birkaç günden uzun süreli kullanılmamalıdır. Bu ilaçların yanısıra kas gevşetici etkisi olan ilaçların kullanımı da yararlı olacaktır. Ağrının kalçadan topuğa doğru çok şiddetli yayıldığı bazı durumlarda azaltarak kesilecek biçimde ağızdan steroid içeren ilaçlar da kullanılabilir. Buradaki steroid dozu düşüktür ve genellikle yan etki yaratmaz.

Şiddetli ağrılı dönem geçtikten sonra fizyoterapistle egzersiz yapmanın da yararı vardır. Fizyoterapist bel hareketlerini düzenleyen, sağlıklı duruşu sağlayan bel egzersizleri yaptırarak ağrının iyileşmesine yardımcı olur. Ağrılı dönem geçtikten sonra da gelecekteki sorunların önlenmesine yönelik egzersiz programları uygular.

Belirtileri hala devam eden bazı hastalarda “epidural steroid enjeksiyonu” uygulaması yapılabilir. Steroidler enflamasyona karşı güçlü etkileri olan ilaçlardır. Steroid enjeksiyonu bel bölgesinde sinirlerin omurilikten ayrıldığı bölgelerde sinirlerin ve omuriliğin zarının etrafına yapılır. Bu alan “epidural mesafe” olarak adlandırılır. Bazı hekimler sadece steroid verirken bazıları steroidle birlikte lokal uyuşturucu etkisi olan ilaçlar da verirler. Epidural steroid enjeksiyonu genellikle diğer tedavi yöntemleri etkili olmadığında uygulanır. Her zaman başarılı sonuç vermeyebilir. Ağrıyı geçirdiği zaman da bu etkinin geçici olacağı bilinmelidir.

Bel bölgesinde disk fıtıklaşması olan hastaların çoğunluğunda cerrahi tedavi gerekmez. Hekimler genellikle yaklaşık 6 hafta süreyle ameliyatsız tedavi yöntemlerini uygularlar. Ancak bu sürede ağrılar düzelmiyor veya şiddetleniyorsa, ayaklar ve bacaklarda güçsüzlük ve uyuşukluklar ortaya çıkıyorsa tereddüt edilmeksizin cerrahi tedaviye geçilmelidir.

Cerrahi Girişim:

Cerrahi tedavi gerekli olduğunda uygulanan başlıca yöntemler şunlardır:

• Laminotomi ve Diskektomi
• Mikrodiskektomi
• Endoskopik Diskektomi
• Posterior Lumbar Füzyon

Laminotomi ve Diskektomi

“Lamina” spinal kanalın arka duvarını oluşturan kemik yapıdır.Bu ameliyat sırasında laminadan işaret parmağının tırnağı kadar bir bölüm özel aletlerle çıkartılır ve problem yaratan diske ulaşarak disk dokusu dışarı alınır (diskektomi). Fıtıklaşan disk sinire bası yapıp ağrı tüm bacağa yayıldığında kullanılan bir tekniktir. Günümüzde sadece disk fıtıklaşması olan hastalarda kullanılmamakta, disk fıtıklaşmasının yanısıra başka sorunları da olan hastalarda kullanılmaktadır.

Microdiskektomi

Disk fıtıklaşmalarında “mikrodiskektomi” ameliyatları en sık uygulanan yöntemdir. Disk fıtıklaşmasının sinire bası yaparak oluşturduğu ağrı, uyuşukluk ve güç kaybı gibi belirtiler geçmediğinde uygulanır. Bu yöntemde cerrah ameliyat mikroskobu kullanarak dokuları daha büyük ve aydınlatılmış olarak görür. Böylece dokulara en az zararı vererek fıtıklaşmış diski çıkartır. Bu yöntemin uygulanması kolay olduğuna ve sinir dokusu ve eklemler çevresinde nedbe dokusu geliştirmediği için hastanın iyileşme süresinin çabuklaştığına inanılmaktadır.

Tam Endoskopik Diskektomi (Kapalı Ameliyat):

Son 10 yıl içinde kullanımı artan ve son 5 yıl içinde de artık mikrodiskektominin yerini alan son yöntem ise “tam endoskopik diskektomi”dir. Bu yöntem diz artroskopik ameliyatına benzediği için “artroskopik diskektomi” olarak da adlandırılmaktadır. Tam endoskopik diskektominin en büyük özelliği tümüyle kapalı bir ameliyat olmasıdır. Ameliyat yarım santimetrelik bir kesiden fıtıklaşmış disk alanına sokulan 4 milimetrelik bir endoskop içinden ekrandan görülerek gerçekleştirilir. Belin arkasından ya da yan tarafından endoskopun ilerletildiği iki ayrı yöntem kullanılır. Gerekli olduğunda sadece lokal anesteziyle uygulanabilmesi, hastanın hastanede yatmasını gerektirmemesi, başarı oranının yüksek komplikasyon oranının düşük olması ve mikrocerrahi yöntemle ameliyat sonrası nüks eden hastalarda güvenle uygulanabilmesi en büyük avantajlarıdır.

Posterior Lumbar Füzyon

Omurganın bel bölgesinin değişik bölümlerinde aşınma ve yırtılma ve kopma gibi durumlar olduğunda disk fıtıklaşmaları mekanik ağrıya neden olur. Burada füzyon kelimesiyle kastedilen iki ya da daha çok omuru değişik yerlerinden birbirine kaynaştırarak hareketsiz bırakmaktır. Bu ameliyatla kemik ya da eklemler birbirine kaynaştırılarak hareketsiz bırakılıp mekanik ağrının ortaya çıkması önlenir.

Posterior lumbar füzyon ameliyatında cerrah sorun yaratan alan üzerine küçük kemik parçaları yerleştirip bu bölümlerin tıpkı kırık kol kemiğinin kaynaması gibi birleşerek donmasını sağlar. Aynı zamanda sorun yaratan omurlara titanyum vida ve plaklar konarak da füzyon sağlanabilir. Bu yöntemle daha kısa sürede iyileşme sağlanmış olur.

Rehabilitasyon

Cerrahi Tedavi Olmaksızın Rehabilitasyon:


Akut başlangıçlı ağrılar için 2-4 hafta arasında değişen fizik tedavi uygulamaları önerilecektir. Uzun süreli kronik bel ağrıları için terapinin 2-3 ay devam etmesi gereklidir. Tedavi ağrınızı azaltacak, hareketliliğinizi ve gücünüzü artıracak, duruşunuzu ve fonksiyonlarınızı düzeltecek biçimde düzenlenir. Aynı zamanda belirtilerinizi nasıl kontrol edeceğinizi ve omurganızı önünüzdeki yaşamınız için nasıl koruyacağınızı öğreneceksiniz.

Başlangıçta terapistiniz belirtilerinize göre size değişik tedavi yöntemleri uygulayacaktır. İlk öğrenmeniz gereken hareketleriniz, yürüyüşünüz, tırmanışınız, uyumanız vb. aktiviteleriniz sırasında omurga pozisyonlarınızı kontrol etmeniz olacaktır. Ağrınızı azaltmak için terapistiniz size sıcak uygulaması, elektrik uyarımı, ultrasound gibi tedaviler verecektir.
Ağrılarınız çok şiddetliyse terapistiniz sizi egzersiz havuzunda çalıştırmayı tercih edebilir. Su içinde terapi belinize daha az yük bindirecek ve suyun kaldırma gücü hareketlerinizi kolaylaştıracaktır.

Masaj ya da bazı yumuşak doku mobilizasyonu gibi elle uygulanan tedavi yöntemleri de kullanılabilir. Bu yöntemler ağrının azaltılıp hastanın rahatlamasına yardımcı olacaktır. Tıbbi uygulama kılavuzları halka arasında “bel çekme” olarak bilinen “spinal manüplasyon” un erken dönemde kullanılabileceğini, akut başlangıçlı bel ağrılarında kısa süreli yararı olacağını belirtmektedir. Spinal manüplasyonun etki mekanizmasının bir tür yeniden düzenleme olduğu; spinal sinirler ve kasların duyarlılığını yeniden düzenleyerek ağrıyı rahatlatıp hareketliliği düzelttiği düşünülmektedir. Uygulama biçimi hastanın omurga eklemlerine değişik pozisyonlarda güçlü uyaran verecek hareket uygulamasıdır. Uygulama sırasında aşırı gerilmenin sağlanmasıyla bir “tık” sesi duyulur. Bilinmesi gereken kronik durumlarda sürekli kullanıldığında uzun süreli yarar sağlamayacağıdır. Öte yandan gerekli tanı konmadan yapılan uygulamalarda ciddi komplikasyonlar da ortaya çıkmaktadır. Bir diğer bilinmesi gereken spinal manüplasyonun eğitimli kişiler tarafından uygulanması gerekliliği ev uygulayıcının bu konuda mutlaka sertifika sahibi olması gerekliliğidir.

Ağrınız nedeniyle günlük aktivitenizi kısıtlamanız, yatak istirahati yapmanız tavsiye edilebilir. Çok ağrılı durumlarda 2-3 günlük istirahatin gerçekten yararı dokunacaktır. Ancak daha uzun süreli kısıtlamalarda hareketsizliğie bağlı olarak kaslar güçsüzleşip tembelleşir ve bel hareketleri uygun biçimde yapılamaz. Terapistler aktif rehabilitasyon teknikleri kullanarak tembelleşmenin önüne geçerler. Böylesi aktif tedavi yöntemleriyle hastalar ağır hareketleri güvenle yapabilme tekniklerini öğrenirler. Tüm bunlara ek olarak genel sağlık seviyesini yükseltmek ve direnci artırmak üzere aerobik egzersizler verilir.

Başlıca aerobik egzerizler yürüyüş bandında yürüme, kondisyon bisikletine binme ve yüzmedir. Bu aktiviteler bel ağrısından kaynaklanan stresin engellenmesini ve vücutta “endorfin” maddesinin salgılanmasını sağlar. Endorfin vücudun salgıladığı doğal bir ağrı kesicidir.

Aktif tedavi uygulamaları kas fonksiyonlarını daha üst düzeye ulaştırarak günlük aktivitelerin yapılmasını kolaylaştırır. Aktif rehabilitasyon bel ağrısının kronik bir sorun haline gelmesini önleyerek iyileşmeyi hızlandırır. Aktivite olabildiğince hızlı biçimde hastaları eski normal haline döndürür. Aktif tedavi uygulanırken gereğinden hızlı ve ağır egzersizler uygulanmamalıdır. Bu konuda fizyoterapistiniz size yol gösterecektir. Fizyoterapistinizin rehberliğinde belinizi nasıl kullanacağınızı öğrenerek günlük olağan yaşamınıza bir an önce dönebilirsiniz. Terapistiniz size vücut mekaniğiniz hakkında bilgiler verecek, hangi hareketleri en uygun nasıl yapacağınızı gösterecek, varsa yanlış duruş alışkanlıklarınızı düzeltecektir.

Aktif tedavinin yanısıra zaten sınırlı kan akımı olan bel bölgesine giden kan miktarını daha da azaltarak dejeneratif değişikliklerin oluşumunu tetikleyen sigara alışkanlığının da terkedilmesi gereklidir.

Sonuç olarak hafig egzersizlerle başlayan aktif tedavi programınız terapistiniz tarafından giderek ağırlaştırılarak normal yaşamınıza dönmeniz sağlanacaktır.

Ameliyat Sonrası:

Ameliyat sonrası rehabilitasyon biraz daha komplikedir. Geçirdiğiniz ameliyat tipine göre hastaneden aynı gün çıkabilirken, füzyon cerrahisi gibi bazı ameliyatlarda hastanede birkaç gün yatmanız gerekebilir. Hastanede yattığınız dönemde fizyoterapistiniz sizi ameliyattan hemen sonra ziyaret edecektir. Fizyoterapi seansları size günlük aktiviteleriniz sırasında belinize yüklenmemenizin yollarını öğretecektir.

Cerrahi sonrası nekahat döneminde cerrahınızın bele takılacak destek kuşakları konusundaki tavsiyelerine uymalısınız. Ameliyat sonrası ilk haftada belinize yüklenmemek için dikkatli olmalısınız.

Terapinizin hastane dışında yapılması gerekebilir. Lumbar füzyon ameliyatı geçirdiyseniz cerrahınız aktif rehabilitasyona başlamadan önce 6 hafta ile 3 ay arasında değişen bir süre beklemenizi önerebilir. Aktif tedavi geçirdiğiniz ameliyat ve gösterdiğiniz gelişmeye göre 1-3 ay arasında değişecektir.

Başlangıçta terapistiniz ağrıyı rahatlatmak ve kas spazmını çözmek için size sıcak veya soğuk, elektrik uyarımı, masaj ve ultrasound uygulamaları yapacaktır. Havuzda yapılacak su içi uygulamalar da cerrahi sonrası son derece yararlıdır.

Gövdenizin ve bacaklarınızın esnekliğini artırmak için egzersizler yaptırılır. Karın ve bel kaslarının güçlendirilmesine başlanır. Hastaya en uygun yatma, oturma, itip-çekme, yük taşıma pozisyonları öğretilir.

İdeal olanı tümüyle eski halinize dönmenizdir. Ancak gelecekte oluşabilecek bazı problemleri engellemek için bazı hareketlerinizi artık eskiden farklı biçimde yapmayı öğrenmeniz de gerekebilir.

Tedaviniz rayına oturdukça artık terapistinize sadece danışma amaçlı başvurabilir ve egzersizlerinize evinizde devam edebilirsiniz.